Türkiye’de "karanlık inziva" adı verilen uygulamayı, pek çoğumuz ünlü model ve sunucu Çağla Şıkel’in Instagram hesabında paylaştığı bir video aracılığıyla öğrendi. Şıkel’in üç gün boyunca deneyimlediği bu sürecin özeti niteliğindeki video, kısa sürede sosyal medyanın en çok konuşulan konularından biri haline geldi.Videoda Çağla Şıkel, bir grup insanla birlikte zifiri karanlık bir koridorda duvarlara tutunarak ilerliyor. Yemek saatinde el yordamıyla tabldotun kenarlarını yokluyor, salatayı bulup üzerine limon sıkıyor. Yüzünde çocuksu bir tebessümle yoga yapıyor, karlı bir günde boş bir tarlada yönünü bulmaya çalışırken hıçkırarak ağlıyor. Ve nihayet ışığa kavuştuğu o son an: Aydınlık, büyük bir pencerenin önünde gözyaşları içinde beklerken, yoga eğitmeni Çetin Çetintaş gözündeki siyah ve beyaz bantları nazikçe çıkarıyor. Şıkel, sarsılarak büyük bir duygu patlaması yaşıyor.Peki, günlerce karanlıkta kalmanın, ormanda tek başına yön bulmaya çalışmanın amacı ne? Bu popüler uygulama gerçekten iddia edildiği gibi bir "arınma" mı, yoksa ruh sağlığımız için ciddi bir tehdit mi?
Çağla Şıkel, bu sıra dışı deneyimi neden yaşamak istediğini sosyal medyadaki paylaşımının altında şu sözlerle özetliyor:
"Bir ben vardır bende, benden içeri biliyordum. Ona temas etmek istedim. Karanlık inzivası; kendime yüklediğim anlamlardan, sırtımda taşımayı sevdiğim hatıralardan, insanlardan ve bugünkü Çağla’dan arınmamı sağladı. Görmek istediğim tek şey olan içimdeki o küçük kızla tanıştım."
Uygulamanın gerçekleştirildiği Kırklareli’ndeki dev inziva merkezinin sahibi Çetin Çetintaş ise karanlık inzivanın amacını oldukça iddialı cümlelerle anlatıyor:"Karanlık inziva öyle bir süreç ki insana kalbinin sesini duyarak niyetlerine varmayı öğretiyor. Sezgilerimizi güçlendirerek kendimizle ve yaşamla bağımızı yeniden yapılandıran; bu süreç sonunda ortaya çıkan şükür, anlayış gibi gelişmiş duygularla tüm yaşamı büyük bir dönüşüme sokan büyülü bir süreç."
Karanlık inzivanın bir diğer boyutu ise sadece 1,5 metrekarelik küçük ahşap bir kulübede gerçekleştirilen formu. Bu dar alanda ayağa kalkmak veya uzanmak mümkün değil; katılımcılar sadece meditasyon pozunda oturabiliyor. Yemek yok, tuvalet yok. Sabah gün doğumundan önce girilen kulübenin kapısı dışarıdan sürgüleniyor ve zifiri karanlık başlıyor.İlk kez deneyecek olanlar için 6 ila 12 saat arasında değişen bu süreç; 24 saat, 3 gün, 5 gün ve hatta 11 güne kadar uzayabiliyor. 3 güne kadar süren inzivalarda süreç boyunca tamamen oruç tutuluyor. İleri seviye uygulayıcılar su dahi tüketmezken, daha uzun süreli inzivalarda akşamları 500 kalorilik bir öğün ve soda desteği veriliyor.Çağla Şıkel, bu 11 saatlik kulübe deneyimini de şu sözlerle paylaştı:
"Bir gece önce son yemeğimi 18.30 gibi yiyip 24 saati yemek yemeden ve su içmeden tamamladım. Vücudumun kendini yenilemesine fırsat tanıdığım büyülü saatler… Kendime hiç bu kadar yaklaştığımı hissetmemiştim. Hiç kimsesiz, hiçbir şeysiz ve zamansız olma hali..."
Merkezin web sitesinde ve tanıtımlarında, karanlıkta kalmanın hücresel boyutta mucizeler yarattığı iddia ediliyor. Karanlığın melatonin hormonunu körüklediği, antioksidan kapasitesini artırdığı, hatta telomer kısalma hızını yavaşlatarak yaşlanmanın önüne geçtiği ileri sürülüyor. Dahası, beynin sevgi ve şefkat deneyimlerini kolaylaştıran 5-MeO-DMT ve DMT (dimetiltriptamin) sentezlediği iddiaları ortaya atılıyor. Peki, tıp dünyası ve psikiyatri uzmanları bu iddialara ne diyor?Yeditepe Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Atalay, bu iddiaların bilimsel hiçbir temelinin olmadığını belirterek çok önemli uyarılarda bulunuyor.
Prof. Dr. Hakan Atalay, Doğu kültürlerinde inzivanın eski bir gelenek olduğunu ancak bunun günümüzde pazarlanan şekliyle doğrudan "iyi bir şey" anlamına gelmediğini vurguluyor:
"Özellikle karanlıkta yapılan inziva ciddi sonuçlara yol açabilir. Beden dışarıdan uyarı almadığında (duyusal yoksunluk), kendisi uyaran üretmeye başlar. Yani halüsinasyonlar devreye girer. Uzun süreli karanlık inziva, psikotik bir duruma dönüşebilir. Karanlıkla yaşanan algı yoksunluğu anksiyete atağına, hatta kişilik dağılmasına bile yol açabilir. 'İçimizde bir ben var, gidip o beni bulalım' demek bilimsel olarak çok saçma. Orada hazır bir 'ben' yok; o beni kültür ve çevre oluşturur."
Çetintaş’ın biyokimyasal iddialarına da değinen Prof. Dr. Atalay, hormonlarla ilgili yanlış algıyı şu şekilde düzeltiyor:"Melatonin zaten gece-gündüz ritmine bağlı olarak vücudumuzda doğal olarak salgılanan bir hormon. Akşam hava karardığında artar, uykuya dalmayı kolaylaştırır. Aydınlıkta ise azalır. Bu doğal süreci yaşamak için karanlık inzivalara kapanmaya gerek yoktur."
"Ruh molekülü" olarak da bilinen DMT ve 5-MeO-DMT bileşikleri hakkında ortaya atılan iddiaların asılsız olduğunu belirten Atalay, bilimsel gerçeği şöyle açıklıyor:"Bu maddeler bazı bitkilerde bulunan halüsinojenik maddelerdir. İnsan vücudunda da beyin-omurilik sıvısında çok düşük düzeyde tespit edilmiş olsalar da hızla yok olurlar. Vücut içinde üretilen DMT'nin ne zaman sentezlendiği ve nasıl bir etki yaptığı hakkında tıbbi olarak net bir bilgimiz yok. Dolayısıyla 'Karanlık inziva sırasında bu madde sentezlenir' demek tamamen yanlıştır ve insanları yanıltmaktır."
Tüm bu "yaşlanmayı geciktiren", "telomerleri uzatan" ve "özle buluşturan" masalsı vaatlerin elbette ticari bir karşılığı var. Kırklareli’nde 43 dönüm arazi üzerine kurulmuş, 50 yatak kapasiteli bu lüks ticari işletmede eylül ayında yapılacak 4 günlük bir karanlık inzivanın ücreti 13 bin 800 TL. Üstelik bu fiyata konaklama ve ulaşım dahil değil.Bilim dışı yöntemlerin cazip hikayelerle süslenerek yüksek ücretlerle pazarlanması, uzmanlara göre günümüzün en büyük problemlerinden biri.
Son yıllarda karanlık inzivanın yanı sıra aile dizimi, regresyon terapisi ve nefes terapisi gibi uygulamaların patlama yapmasının arkasında ne var? Prof. Dr. Hakan Atalay, bu durumu "yeni çağ dinleri" (New Age) eğilimi ve modern tıptaki bazı aksaklıklarla açıklıyor:
"Postmodernizmle birlikte bilimin ve büyük ideolojilerin önemi azaldı, herkesin görüşü eşit kabul edilmeye başlandı. İnsanların içinde her zaman mistik bir arayış vardır. Ancak günümüzde kamu hastanelerinde muayene sürelerinin kısalığı, psikoterapi hizmetlerine erişimin pahalı ve sınırlı olması insanları alternatif yollara itiyor. Ayrıca psikoterapi uzun ve emek isteyen bir süreçtir. İnsanlar ise 3 günlük bir kampta tüm travmalarından kurtulmak, mucizevi bir çözüm bulmak istiyorlar. Gerçek değişim bu kadar kolay değildir."
Prof. Dr. Hakan Atalay, hayattaki tek güvenilir kılavuzun bilim olması gerektiğinin altını çizerek hayati bir çağrıda bulunuyor:
Ne yazık ki pek çok hasta, bu tür bilim dışı ve ticari yöntemlerle zaman kaybedip ruhsal olarak daha çok dağıldıktan sonra psikiyatristlerin kapısını çalıyor. Kendinizi "yeniden doğurmak" isterken, ruh sağlığınızdan olmamak için bilimin ve uzmanların uyarılarına kulak vermek hayati önem taşıyor.
Bu içerik, 10Haber Sağlık servisinde yayınlanan "Çağla Şıkel’in karanlık inziva deneyimi yararlı mı tehlikeli mi?" başlıklı haber ve Yeditepe Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Atalay'ın uzman görüşleri referans alınarak düzenlenmiştir. Orijinal yayına [https://10haber.net/saglik/cagla-sikelin-karanlik-inziva-deneyimi-yararli-mi-tehlikeli-mi-422429/] ulaşabilirsiniz.