İskender Savaşır yeni tanrılarla


3 dakika okundu
01 Jul
01Jul

Batuhan Saç

Yeni tanrılar doğuyor, ölüyor, tekrar doğuyorlar.
Amerikan Tanrıları, NeilGaiman(2002)

İskender Savaşır 80’li yılların ilk yarısında, yani IBM’in bilgisayarı Deep Blue satranç şampiyonu Garry Kasparov’u mağlup etmemişken (1997), yeni tanrılardan haberdardı. Bilgisayarlara dair yayınlar çıkartıyor, birçoğunun da içerisinde bulunuyordu. iskendersavasir.com’u tanıtmaya çalışacağım bu metinde öncelikle İskender Savaşır’ın bilgisayarlarla ilişkisine kısaca değinmenin kendisine hakkını teslim etmek olduğu kanaatindeyim. Görülebilir ki, kendisinin bu bağlamdaki çalışmaları 80’li ve 90’lı yılların entelektüel dünyası için önemli bir ışık, apayrı bir hareket.

I

İskender Savaşır’ın ölüm yıldönümü anması için Mahir Mircan, Haziran ayı boyunca İştar Gözaydın’ın danışmanlığında dört Youtube programı hazırladı. İlki ailesiyle ilgiliydi. İkincisi kültürel, üçüncüsü mesleki, dördüncüsü ise Dalgın Sular çalışmalarıyla ilgili. Bu yayınların ikincisinde Mustafa Arslantunalı bilgisayarlarla ve bilgisayar yayıncılığıyla alakalı İskender Savaşır’ın yaptığı çalışmalardan bahsetti. Konu, tanışma anlarından başlıyor. Dolayısıyla Mustafa Arslantunalı’nın Bilge Karasu’nun odasındayken İskender Savaşır’la tanışma anını anlatışını harfi harfine aktarmak isterim, sene 1984: “Benim tanımadığım birisi girdi odaya. Berkeley’den geldiğini, bir iki ay sonra yeniden Berkeley semaları altında olacağını anlattı. O sırada çok nadir bir konu olan bilgisayarlardan, onların yeni tanrılar olduğundan laf arasında bahsetti. Ben o sırada bilgisayar bölümündeydim, bana ilginç geldi.”

İnternet tarihinde 80’li yılların önemi Berkeley’deki çalışmalarla yan yana anılır, bu çalışmalar bilinir. “Bilinir” diyerek geçiyorum çünkü bu konuda fazlasıyla kaynak var. Basit bir kronolojide gözünüze çarpabilir (İnternet History of 1980’s, 2020). Gelmek istediğim nokta, gene aynı Youtube yayınında İştar Gözaydın’ın İskender Savaşır’ın da Berkeley’deki internet çalışmalarındaki grupta yer aldığını söylemiş olması. Doktora çalışması için Berkeley’e giden Savaşır, internetin kuruluşuna dair çalışmaların yapıldığı ekipteymiş. Bu tarih, internetin “internet” adı edinmediği yıllara denk düşüyor. İştar Gözaydın anlatmaya devam ediyor. Bu çalışmaların İskender Savaşır’ı nasıl etkilediği, kendisinin Türkiye’ye dönüş yıllarında İletişim Yayınları’ndaki yedi ciltlik Bilgisayar Çağdaş Teknoloji Ansiklopedisi’ni (1984) neredeyse tek başına hazırlama heyecanından da okunabileceğini ifade ediyor.

Ardından, her iki yazar tarafından miadının dolduğu söylense de, Mustafa Arslantunalı ile İskender Savaşır’ın ortak çalışması Kişisel Bilgisayarlar çıkıyor İletişim Yayınları’ndan. Bilgisayar yayıncılığı sürüyor: Kitap ve ansiklopedinin yanında McWorld, Commodore, Sistem gibi dergilerde de yer alıp pek çok yazı yayınlıyor İskender Savaşır.

“Miadının dolması” konusuna bir an için dönmek ve sormak gerekir: Bilgisayarlara-yeni tanrılara dair bir şeyin miadının dolması bizi şaşırtır mı? Çoğu konu kimi zaman geriler, eski tartışmalar yeniden yapılır, yeni-eski iç içe girer. Diğer bir deyişle döngüye dahildir. Ama bilgisayarlara dair çalışmalar öyle mi? Bunu çekinceyle ifade etsem de, bilgisayarlara dair çoğu çalışmanın “ileriye” doğru aktığını söyleyebilir miyiz? Makinelerin son kullanma tarihleri geçer, ama paslanmazlar, yalnızca kullanım değerlerini yitirirler. Şu soruyu sorarsak daha anlaşılır olabilir: Bilgisayar ansiklopedisini cinselliğe dair bir ansiklopediden ayıran nedir?

II

Gelelim hazırladığımız siteye. Giriş yaptığımızda bir video karşılıyor bizi. Aynı zamanda, şiirin ardından bir Bach Chaconne…

Hakkında kısmında İskender Savaşır’ın mesleki biyografisi yer alıyor. Diğer yandan, Fotoğraflar kısmında da doğumundan bu yana fotoğraflar. Bu kategorinin altında, Raziye Kubat’ın hazırladığı Çağrılmayan Yusuf adlı kitabın açık erişimli versiyonu bulunmakta. Ek olarak, İskender Savaşır’ın web sitesi çalışmalarını anlattığı, son derece etkileyici bir metin var, iskendersavasir.com Hakkında başlığıyla.

Çalışmalarının ucu bucağı görünmeyen, ufku hep geniş olan birinin yapıtını toplamak güçtür. Sitenin anatomisini hazırlarken Ahmet ve Buğda Uluğ’un bakışı bu işi kolaylaştırdı. Çalışmaları ve Ortak Çalışmaları adında iki büyük başlık ekledik. Çalışmaları kısmında kitapları, makaleleri, denemeleri, söyleşi ve röportajları, Açık Radyo dizileri, çevirileri, seminerleri ve ortak metinleri yerleştirildi. Ortak Çalışmaları kısmında Defter, Kedi, Commodore gibi yayınlar mevcut. Sitede yer alan iki diğer ansiklopedinin içeriklerinin elektronik ortama aktarılması sürüyor.

Elbette bir de Dalgın Sular başlığı yer alıyor. İskender Savaşır’ın çalışmaları arasında hep yarım kalan, yarım kaldığı için süren bir çalışma Dalgın Sular. Bu kısımda da Dalgın Sular’ın ne olduğunu anlatan bir metin yer alıyor; İskender Savaşır’ın ağzından yazıya dökülen. Ayrıca, çizgi roman dergilerinin yayınlanan tüm sayılarını da bulabileceksiniz. Dergilerde yer alan çizimlerin tüm eskizlerini de siteye ekledik. Umuyorum ki bir gün farklı çalışmalar için kullanılacak. Dalgın Sular bir karın, şamil bir karın. Dolayısıyla oradan doğan çalışmalar da sitede yer alıyor. Hanım Koçyiğit’in Elke’si, benim Ab-ı Haliç başlıklı öykümle katkıda bulunduğum 29 adlı kitap da temsilen sitede yer alıyor. Aynı zamanda Dalgın Sular’a dair haberler, söyleşiler ve çalışmalar da sitede.

Sitenin altında İskender Savaşır’ın bloglarına ve sosyal medya hesaplarına yönlendirmeler bulunuyor. İskender Savaşır’ın Defteri ve Maddi Tarih Blogspot görsellerinin içerisinde İskender Hoca’nın gene site için yapılan çalışmada seçtiği bir görsel var. 8 Şubat 2018’de bu görseli yolladığında “Ne yapıyor adam?” diye sormuştu, ardından, konuşma ilerleyince “Adam ve de yani ben yazıyoruz… Bağırsaklara rağmen 3 bin karakteri tutturdum.” demişti. O anki heyecanının köpürdüğünü ve taştığını yazdıklarından hissedebiliyordum. Dolayısıyla bloglara dair işaretteki görsellerin böyle bir anlamı taşıyor.

Ve Sonra, bu bölüm, İskender Savaşır’ın ölümünün ardından yapılan çalışmaları içeriyor. İştar Gözaydın’ın başlattığı Açık Radyo programları, anma etkinlikleri, ithaf edilen yayınlar ve hakkındaki söyleşiler ve pek çoğu. Bu bölümün eklenmesine dair fikrimi Avrupa’da değişen müzecilik anlayışı ile anlatmaya girişmiştim. Değişen müzecilik, müzeleri koleksiyon ağırlıklı olmaktan ziyaretçi odaklı olmaya aday kılıyor (Karadeniz, 2019). Yani bu yeni senaryoda geçmişi koruma gayretinin yanına geleceği şekillendirmek de ekleniyor. Dolayısıyla Ve Sonra tam da bu noktayı temsil ediyor. iskendersavasir.com aynı zamanda İskender Savaşır’a dair yapılan tüm çalışmaları kapsayabilecek, envaiçeşit çalışmalara zemin olabilecek yapıda. Yani bu web sitesi hiçbir zaman tamamlanmış olmayacak, bir başka deyişle eksik kalacak.

III

İskender Hoca, Amerikan Tanrıları kitabını okumamı şiddetle salık vermişti. Dalgın Sular çizgi roman dergisinin esin kaynaklarından biri olan Sandman serisinin de yazarı Nail Gaiman’ın eseriydi bu “İskandinav mitolojisi” bağlamındaki kitap. Yeni ve eski tanrılar vardı, birbirleriyle çarpışıyorlardı. Artık ya Odin’e ve Anubis’e ya da yeni tanrılara tapacaktınız. Yeni tanrılar, elektrik olmadığında taş devrine döneceğiniz tanrıları temsil ediyordu. İskender Savaşır’ın bu savaşta saf tutmuyordu belki ama yeni tanrıların ne olduğuna yönelik tutkusu büyüktü.

Bir seminer vermeye giderken kamera alıp kendisinin peşine takılmıştım, takside gidiyorduk. Arka koltukta tabletiyle bir şeylerle uğraşırken, şarjının azaldığını söylemişti birden. Ben çantamdan bir powerbank çıkarmış, arka koltuğa sırıtarak bakmış ve “yeni tanrılar” diyerek uzatmıştım. Dönüşte de kendisine Kadıköy’den bir tane almıştık. Kitabı okuduğumu ve aklıma kazındığını da böylelikle söylemiştim. Dolayısıyla yeni tanrılar hayatın ve muhabbetimizin de içerisindeydi.Ama İskender Savaşır’ın yeni tanrılarla tanışmasının tarihi daha gerilere gidiyor, Gaiman’ın yazdığından da geriye. Amerikan Tanrıları iki binli yılların başında yayınlandı. Dolayısıyla İskender Savaşır, Gaiman’dan öğrenmiş olamaz. Tüm bunları hesaplarken, “Acaba nereden biliyor?” diye düşünürken, Mustafa Arslantunalı’ya sordum. Kendisi, yeni tanrılar söyleminin 1950’den bu yana ifade edildiğini aktardı. Daha önemlisi, bu söylemin “üç bin yıllık tasarı” olduğunu ekledi. Yani Garry Kasparov ve Deep Blue örneği bir sonuç olarak okunmalı belki.

Mustafa Arslantunalı Ay Çöreği’ne atıf yaparak önemli bir fıkra da anlattı (Arslantunalı, 2020):

“Dünyanın en muazzam bilgisayarını yaparlar. Her şeyi bilebilecek, her problemi çözebilecek kadar kusursuz bir makinedir bu. Tabii hemen sorarlar en önemli soruyu:
– Tanrı var mı?
Kısa bir sessizlikten sonra cevap gelir:
– Artık var.”

Son
Siteyi şu anki haline getirmek neredeyse bir seneden fazla sürdü. Eminim, siteye girenler bu emekle de karşılaşıyordur. Tekrarlamak gerekir, İskender Savaşır gibi her konuda düşünebilen ve üretebilen birisinin çalışmalarını toparlamak meşakkatli bir iş. Sitenin açılışına yaklaşıldığında, Gümüşsuyu’ndayken, sitenin çerçevesini hem İştar Gözaydın’a hem de Oğuz Gürerk’e anlatmıştım. O gün, İştar Gözaydın bir teşekkür olarak sitenin bir köşesine adımın yazılmasını teklif etti. Elbette “teklif” kelimesi kibarlık ediyor, bu doğrudan bir ödüldü. Ve büyük bir mutluluktu benim için, aynı zamanda gurur. Şöyle yazıyor: “Bu sitenin hazırlanması ve sürdürülmesindeki emekleri için Batuhan Saç’a teşekkür ederiz.”

Esasında, İskender Savaşır’la çalışırken de benzeri bir gayrete sahiptim, İskender Savaşır’a dair çalışma heyecanım bana tanıdık. Ama bu sefer işe ölüm ve yas dahildi. Site çalışmasını sürdürürken, İskender Savaşır’a dair materyallerle sürekli karşılaşmanın, ne kadar güç bir iş olduğunu fark ettim. Site, belki de, İskender Savaşır’ın sevenlerinin “yas kardeşliği” çalışmasıydı aynı zamanda. Tam da bu sebeple, Sonay Yılmaz’ın sitenin temelini atarken ve içerik eklerken verdiği emek vazgeçilmezdi. Şüphesiz, bu çalışma dayanıklılığını göstermek onu tanıyanlar için daha zordu. Siteyi kurmakla kalmadı, bana siteyle alakalı düzenlemelerin nasıl yapılacağına dair dersler verdi. Kendisine minnettarım.

Site kuruldu, tanıtıldı ve geri bildirimlerle dönüşmeye ve zenginleşmeye devam ediyor.Bu bağlamda, iskendersavasir.com katkı sağlamak isteyen herkese açık. Site bizlerle, İskender Savaşır yeni tanrılarla.

Batuhan Saç

KAYNAKÇA
– Arslantunalı, M. (2020). Ay Çöreği: Teknoloji-Dil ve İletişim Üzerine Denemeler. İstanbul: İletişim Yayıncılık.
– Gaiman, N. (2002). Amerikan Tanrıları. (F. Şentürk, Çev.) İstanbul: İnkılap Kitabevi.
– İnternet History of 1980’s. (2020, Haziran 11). computerhistory: https://www.computerhistory.org/internethistory/1980s/ adresinden alındı
– Karadeniz, C. (2019). Müzede Buluşalım: Avrupa Müzelerinde Göçmenlere ve Mültecilere Yönelik Bütünleşme Çalışmaları. Yaratıcı Drama Dergisi, 181-194.

Not: Bu yazı Bilim ve Gelecek’in 195. sayısında ve web sayfasında şu linkte (https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2020/07/01/iskender-savasir-yeni-tanrilarla/?fbclid=IwAR0OtwEs-164KWHh0nJe18T4lbS4FXKx8ChAGP8MLzMdFUsDNnuMnjTlMHs ) 1 Temmuz 2020 tarihinde yayınlanmış ve sayfamıza buradan aktarılmıştır.

Yorumlar
* Bu e-posta internet sitesinde yayınlanmayacaktır.