Birçok insan ilişkilerinde benzer bir yakınmayı dile getirir:
“Kimseye tam olarak güvenemiyorum.”
Yakınlaşmak isterler ama mesafeli kalırlar.
Sevilmek isterler ama şüphe duyarlar.
İlişki kurarlar ama bir gün hayal kırıklığı yaşayacaklarından endişe ederler.
Bu durum çoğu zaman yalnızca bugünkü ilişkilerle ilgili değildir. Güven duygusu, yaşamın erken dönemlerinden itibaren şekillenen ve zaman içinde gelişen bir deneyimdir.
Bir çocuk için güven, yalnızca korunmak değildir. İhtiyaç duyduğunda birilerinin yanında olacağını hissetmektir. Üzüldüğünde anlaşılabilmektir. Korktuğunda yalnız bırakılmamaktır. Duygularının dikkate alınmasıdır. Yaşamın ilk yıllarında kurulan ilişkiler, kişinin ilerleyen yıllarda insanlara nasıl yaklaşacağını da etkileyebilir. Elbette her şey çocuklukla açıklanamaz. Ancak erken deneyimler ilişkilerimize dair görünmez beklentiler bırakabilir.
Bazen geçmişte yaşanan kırılmalar güvenmeyi zorlaştırır.
gibi deneyimler kişiyi daha temkinli hale getirebilir. Zamanla kişi yalnızca belirli insanlara değil, yakınlığın kendisine karşı da mesafe geliştirebilir.
Bazen sorun insanların güvenilir olup olmamasından çok, kişinin incinme ihtimaliyle kurduğu ilişkidir. Çünkü güvenmek her zaman bir risk içerir. Kimse geleceği garanti edemez. Kimse bizi hiç üzmeyeceğine söz veremez. Bu nedenle güven, bazen kesinlik aramaktan vazgeçebilmekle de ilgilidir.
İlginç biçimde, başkalarına güvenebilmek çoğu zaman biraz da kendimize güvenebilmekle ilişkilidir. Kişi şunu hissedebildiğinde:
“Bir gün hayal kırıklığı yaşarsam bununla baş edebilirim.” ilişkiler daha az korkutucu hale gelebilir. Güven yalnızca karşı tarafın ne yapacağıyla değil, bizim yaşanabilecek zorluklarla nasıl baş edeceğimize dair inancımızla da ilgilidir.
Bazen güvenmek ile her şeye inanmak karıştırılır. Oysa sağlıklı güven; sınırları koruyabilmeyi,
şüphe duyabilmeyi,
gözlem yapabilmeyi,
ama buna rağmen ilişkiye alan açabilmeyi içerir.
Yani güvenmek, tüm risklerin ortadan kalkması değil; risklere rağmen ilişki kurabilmektir.
Evet. Güven yalnızca çocuklukta oluşan ve değişmeyen bir şey değildir. Güvenilir ilişkiler yaşamak,
duyguların karşılık bulması,
sınırların korunması,
anlaşılmak ve görülmek, zaman içinde kişinin insanlara bakışını değiştirebilir. Bazen bir ilişkiyi iyileştiren şey, hiç incinmemek değil; incindiğimizde bununla yalnız kalmamaktır. Belki de güven tam olarak burada başlar.