Telefon çalar. İçimizden ilk geçen şey kötü bir haber olur. Bir yakınımız geç cevap verir. Acaba başına bir şey mi geldi diye düşünürüz. İş yerinde bir görüşme yapılacaktır. Aklımıza önce olumsuz senaryolar gelir. Birçok insan zaman zaman kendisini en kötü ihtimali düşünürken bulur. Ancak bazı kişiler için bu durum yalnızca ara sıra yaşanan bir endişe değildir. Günlük yaşamın önemli bir parçası haline gelir. Zihin sürekli olabilecek felaketleri hesaplar, riskleri tarar ve kötü ihtimallere hazırlanır. Ne var ki bu hazırlık çoğu zaman rahatlatmaz. Aksine insanı daha da yorar.
İnsan zihni yalnızca mutlu olmak için değil, hayatta kalmak için evrimleşmiştir. Bu nedenle beynimiz olası tehlikelere karşı doğal olarak duyarlıdır. Bir anlamda zihnimiz sürekli çevreyi tarar: "Tehlikeli bir şey var mı?"
"Kaçırdığım bir risk olabilir mi?"
Bu özellik yaşamı korumak açısından faydalıdır. Ancak bazen bu alarm sistemi gereğinden fazla çalışmaya başlayabilir.
Bazı insanlar kötü ihtimalleri düşünmenin kendilerini hazırladığını hisseder. Sanki: "Eğer en kötüsünü düşünürsem hazırlıksız yakalanmam." gibi görünmez bir inanç devrededir. Fakat çoğu zaman yaşanan şey hazırlık değil, sürekli tetikte olmaktır. Ve insan sürekli tetikte yaşayamaz.
Bir süre sonra kişi yaşadığı olaylardan çok yaşanabilecek şeylerle uğraşmaya başlar.Henüz olmamış konuşmalar...
Henüz yaşanmamış sorunlar...
Henüz gerçekleşmemiş kayıplar... Zihinsel enerjinin büyük bölümü gelecekteki olası felaketlere ayrılır. Bu da kişinin şu ana temasını azaltabilir.
Sürekli kötü senaryolar üretmek:
neden olabilir.Çünkü zihin tehlike varmış gibi çalışırken beden de buna eşlik etmeye başlar.
Hayır. Amaç zihni tamamen susturmak değildir. Amaç her düşünceyi gerçekmiş gibi yaşamamayı öğrenebilmektir. Bir düşüncenin aklımızdan geçmesi onun doğru olduğu anlamına gelmez. Bir ihtimalin var olması, mutlaka gerçekleşeceği anlamına gelmez.
Sürekli en kötüsünü düşünmek çoğu zaman yalnızca gelecekle ilgili değildir. Bazen kişinin dünyayla, insanlarla ve kendisiyle kurduğu güven ilişkisiyle de bağlantılıdır. Hayatın belirsizliklerini taşıyabilmek kolay değildir. Ama insanın ruhsal dayanıklılığı biraz da burada gelişir. Her şeyi kontrol ederek değil,
kontrol edemediğimiz şeylerin varlığını kabul ederek. Belki de huzur, bütün riskleri ortadan kaldırmakta değil; belirsizliğe rağmen yaşamaya devam edebilmektedir.